gelir-vergisi-kanunu-hazir

Gelir Vergisi Kanunu hazır

2013 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2011 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı'nın görüşmeleri, Plan ve Bütçe Komisyonu'nda başladı.

Demokrat Parti'den Karşıyaka tepkisi

Benzer Haber Başlıkları

  • Altın Düşüşe Geçti

    Uluslararası piyasada altının onsu 100 günlük hareketli ortalamasının geçtiği 1.698 dolara kadar geriledi.

  • Faiz tarihin en düşüğünde

    Kredi derecelendirme kuruluşu Fitch'in Türkiye'nin notunu artırmasının ardından faizlerde tarihi günler yaşanıyor.

  • En çok ve en az kazandıran işler

    Türkiye’de işçiler, günlük ortalama 51 lira ücret alıyor. En çok "bilimsel araştırma ve geliştirme faaliyetleri"nde çalışanlar, en az "kumar ve müşterek bahis faaliyetleri"nde çalışanlar kazanıyor.

  • Şov yarın başlıyor!

    Türk otomotiv sektörü, İstanbul Autoshow 2012 ile büyük şovuna yarın başlıyor. Bu yılki konsepti ''Sektörün güç gösterisi'' olarak belirlenen fuarda, 500'e yakın model sergilenirken, 4'ü dünya prömiyeri olmak üzere 31 yeni model ilk kez otomobil severlerin beğenisine sunulacak.

  • Uzay'a gidecek ilk Türk belli oldu!

    İzmirli 2 çocuk babası Ercan Bey...

Son Güncelleme: 30 Ekim 2012, Salı
Haber 131 kez görüntülendi.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, IMF'nin, küresel kriz sonrası kırılgan bir yapıda devam eden toparlanma sürecinin 2018 yılına kadar süreceğini tahmin ettiğini hatırlatarak, bu çerçevede Türkiye ekonomisini de çok yakından ilgilendiren küresel ekonominin önündeki temel risklerin; Avro bölgesinde devam eden borç sarmalı, ABD'deki mali dengesizlikler ve gelişmekte olan ülkelerdeki büyümenin sert şekilde yavaşlaması olduğunu bildirdi.

2013 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2011 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı'nın görüşmeleri, Plan ve Bütçe Komisyonu'nda başladı.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, burada yaptığı sunumunda, küresel finansal krizin başlangıcından bu yana yaklaşık 5 yıl geçmesine rağmen dünya ekonomisinde istikrarın hala sağlanamadığını, gelişmiş ekonomilerde zayıf büyüme ve yüksek işsizlik ortamı sürerken, Avro Bölgesi kamu borç krizinin bir güven bunalımına dönüştüğünü söyledi.

Gelişmiş ülkelerin yaşadığı bu sorunların küresel görünümü olumsuz yönde etkilediğini anlatan Şimşek, bu nedenle birçok ülke ve uluslararası kuruluşların büyüme tahminlerini aşağı yönlü revize ettiğini hatırlattı.

Buna göre küresel büyümenin 2012 ve 2013 yıllarında sırasıyla yüzde 3,3 ve yüzde 3,6 olmasının tahmin edildiğini kaydeden Şimşek, bu oranların kriz öncesi küresel ekonomide görülen yüzde 5-5,5'lik büyüme oranlarının oldukça altında olduğunu ifade etti.

Şimşek, dünya ekonomisinin yüzde 21'ini oluşturan ABD'de, nispi iyileşmeye rağmen büyümenin hala potansiyelin altında seyrettiğini, 2011 yılında yüzde 1,8 büyüyen ABD ekonomisinin bu yıl yüzde 2,2, önümüzdeki yıl ise yüzde 2,1 büyümesinin beklendiğini anımsattı.

Dünya ekonomisinin yüzde 19'unu oluşturan Avro Bölgesi'nde ise sorunlar hala devam ettiğini anlatan Maliye Bakanı, 2011 yılında yüzde 1,4 oranında büyüyen Avro Bölgesi'nin 2012 yılında yüzde 0,4 daralması, 2013 yılında ise yüzde 0,2'lik büyüme ile neredeyse yerinde sayması beklendiğini dile getirdi.

Çin ve Hindistan gibi büyük ekonomilerde büyümenin, bu yılın ilk yarısında sırasıyla yüzde 7,9 ve yüzde 5,4 seviyelerine gerileyerek son 3 yılın en zayıf performansını gösterdiğini anlatan Şimşek, bu çerçevede, 2011 yılında yüzde 6,2 oranında büyüyen gelişmekte olan ekonomilerin 2012 ve 2013 yıllarında sırasıyla yüzde 5,3 ve 5,6 büyüyeceği tahmin edildiğini söyledi.


MAKRO EKONOMİK DENGESİZLİKLER DEVAM EDİYOR

Küresel finansal krizin ana sebeplerinden biri olan küresel makro ekonomik dengesizlikler devam ettiğini belirten Mehmet Şimşek, kriz öncesi dönemde başta Çin olmak üzere yüksek cari fazla veren Rusya, Almanya, Körfez ve gelişmekte olan Asya ülkelerinde büyüme hala dış talep ağırlıklı olduğunu ifade etti.

Öte yandan başta ABD ve İngiltere olmak üzere birçok gelişmiş ülke ve bazı gelişmekte olan ülkeler yüksek cari açık verdiğini kaydeden Şimşek, ''Küresel makro ekonomik dengesizliklerin azaltılması için tasarruf fazlası olan ülkelerin iç talebi canlandırması, tasarruf açığı olan ülkelerin ise cari açığı kontrol altına almaları gerekmektedir'' dedi.

Küresel finansal krizin küresel buhrana dönüşmesini engelleyen en büyük faktörün, ülkelerin ekonomi politikalarını küresel koordinasyon ve işbirliği içinde belirlemeleri olduğunu ifade eden Maliye Bakanı, Türkiye'nin de aktif rol aldığı bu süreçte G-20, ülkelerin krize karşı birlikte mücadele ettiği bir platform olduğunu söyledi.

Bakan Şimşek, ''Her ne kadar küresel finansal kriz 'Büyük Buhran' (1929 yılında yaşanan) kadar derin olmasa da etkilerinin daha uzun süre hissedileceği tahmin edilmektedir'' diye konuştu.


''KRİZ ÖNCESİ SEVİYEYİ 7 YILDA YAKALADI''

Bakan Şimşek, büyük sonrası küresel ekonominin kriz öncesi seviyeyi yakalaması yaklaşık 7 yıl aldığını hatırlatarak, şunları söyledi:

''IMF, küresel kriz sonrası kırılgan bir yapıda devam eden toparlanma sürecinin 2018 yılına kadar süreceğini tahmin etmektedir. Bu çerçevede, Türkiye ekonomisini de çok yakından ilgilendiren küresel ekonominin önündeki temel riskleri; Avro Bölgesinde devam eden borç sarmalı ve güven sorunu, ABD'deki mali belirsizlikler, gelişmekte olan ülkelerde büyümenin sert biçimde yavaşlaması, jeopolitik risklere bağlı olarak yüksek seyreden emtia fiyatları şeklinde özetleyebiliriz.''


''2012 YILINDA EKONOMİMİZİN YÜZDE 3,2 ORANINDA BÜYÜMESİNİ ÖNGÖRÜYORUZ''
Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, küresel ekonomide belirsizlikler sürerken Türkiye ekonomisindeki yumuşak iniş sürecinin başarıyla devam ettiğini bildirdi.

2013 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2011 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı'nın görüşmeleri Plan ve Bütçe Komisyonu'nda başladı.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, burada yaptığı sunumunda Türkiye ekonomisinin görünümü hakkında bilgi verdi.

''Küresel ekonomide belirsizlikler sürerken Türkiye ekonomisinde yumuşak iniş süreci, başarıyla devam etmektedir'' diyen Şimşek, yumuşak iniş olarak adlandırılan bu sürecin, büyüme kompozisyonunun iç ve dış talep arasında dengelenmesi, cari açığın daralması ve enflasyonist baskıların azalması olarak geliştiğini dile getirdi.

Kriz sonrası dönemde Türkiye ekonomisi güçlü bir büyüme süreci yaşadığını vurgulayan Şimşek, 2010-2011 yıllarında ortalama yüzde 8,8 büyüyen Türkiye ekonomisinin global büyüme liginde üst sıralarda yer aldığını söyledi.

Şimşek, ''Ancak kriz sonrası dönemde büyümenin motoru olan iç talep yüzde 10,3 ile normalin oldukça üzerinde büyümüştür. Yurtiçi tasarruflarımızın yetersiz oluşu ve dış finansmana erişimin kolaylaşması da cari açığı çok yüksek seviyelere çıkarmıştır'' diye konuştu.


2012 BÜYÜME TAHMİNİ YÜZDE 3,2

Cari açığı kontrol altına almak için geçen yıl ekonomi yönetimi olarak bazı önemli adımlar attıklarını hatırlatan Şimşek, bu çerçevede, Merkez Bankası'nın para politikasını sıkılaştırdığını, ithalatın artış hızını sınırlayan bazı vergisel önlemler alındığını, BDDK'nın da makro-ihtiyati uygulamalarla bu sürece destek verdiğini anımsattı.

Bakan Şimşek, alınan bu önlemler neticesinde ekonominin 2011'in ikinci yarısından itibaren kontrollü bir yavaşlama sürecine girdiğini, bu süreçte iç talep yavaşlarken dış talep büyümenin kaynağı haline geldiğini söyledi.

Şimşek, bu gelişmelere paralel olarak, 2012 yılında ekonominin yüzde 3,2 oranında büyümesini öngörüldüğünü bildirdi. Büyüme oran geçen yıl Orta Vadeli Programda (OVP) öngörülen yüzde 4'ün 0,8 puan altında olduğuna işaret eden Şimşek, yaşanan küresel yavaşlama dikkate alındığında bu farkın büyük bir sapma olmadığını ifade etti.


CARİ AÇIK SORUNU


Türkiye'nin, cari açık gibi önemli bir ekonomik sorunu krize dönüştürmeden yönettiğini dile getirern Bakan Şimşek, yüksek seviyelere çıkan cari açığı, uygulanan doğru makro ekonomik politikalarla kontrol altına aldıklarını vurguladı.

Bakan Şimşek, 2011 yılı Ekim ayında zirve yaparak 78,6 milyar dolara kadar yükselen 12 aylık cari açığın bu yılın Ağustos ayında 59 milyar dolara gerilediğine işaret etti. Şimşek, ''Yılın son çeyreğinde, iç talepteki toparlanmaya bağlı olarak cari açıktaki azalma hızının bir miktar yavaşlamasını bekliyoruz. Bu çerçevede, cari açığın yıl sonunda 58,7 milyar dolar, milli gelire oran olarak da yüzde 7,3 olarak gerçekleşmesini bekliyoruz'' diye konuştu.


AB'YE TİCARETTE AZALMA

Dış ticaretteki pazar ve ürün çeşitliliğinin AB borç krizinin Türkiye üzerindeki etkisini azalttığını anlatan Şimşek, AB'ye yapılan ihracatın bu yılın ilk sekiz ayında yüzde 9,4 azalarak toplam ihracatın yüzde 38,2'sine gerilediğini anımsattı.

Kriz öncesi bu oranın yüzde 56 düzeyinde olduğunu hatırlatan Maliye Bakanı, özellikle Kuzey Afrika ve Orta Doğu ülkelerine yönelik ihracatta yaşanan artışla birlikte toplam ihracatın kriz öncesi seviyenin yüzde 10,5 üzerine çıktığını bildirdi.

Cari açıktaki iyileşmenin yanı sıra uyguladıkları politikalar sayesinde döviz rezervlerini de güçlendirdiklerini söyleyen Şimşek, 2007 yıl sonunda 74 milyar dolar civarında olan altın dahil brüt döviz rezervlerinin, Ekim 2012 itibarıyla 114,6 milyar dolara yükselttiklerini kaydetti.


ENFLASYON GERİLEMEYE DEVAM EDECEK

Yumuşak iniş sürecine paralel olarak enflasyonist baskıların da azaldığını belirten Şimşek, geçen yıl sonunda yüzde 10,5'e yükselen enflasyonun bu yıl sonunda kurdaki istikrar ve iç talepteki zayıflamayla birlikte yüzde 7,4'e, önümüzdeki yıl ise yüzde 5,3'e gerilemesini beklediklerini bildirdi.

Bakan Şimşek, ''Ancak başta gıda ve petrol olmak üzere emtia fiyatlarındaki yükselme eğilimi enflasyon görünümü üzerinde risk oluşturmaktadır'' diye konuştu.


İSTİHDAM ARTIŞI

Önümüzdeki dönemde büyümeyi destekleyecek en önemli unsurlardan birinin son yıllarda yakalanan güçlü istihdam artışı olduğunu ifade eden Şimşek, küresel kriz sonrası toparlanmanın başladığı 2009 yılından bu yana 4,2 milyon net istihdam yarattıklarını bildirdi.

Hükümet olarak her zaman mali disipline önem verdiklerini anlatan Şimşek, şöyle konuştu:

''Sürdürülebilir yüksek büyüme için ekonomik istikrar ve güven ortamının rolü aşikardır. Bugün birçok gelişmiş ülkede borç krizi yaşanırken Türkiye'de kamu borçlarının sürdürülebilirliğine ilişkin hiçbir tereddüt kalmamıştır. Çok değil, bundan 10 yıl önce, genel devlet bütçe açığının GSYH'ye oranı yüzde 11 civarındaydı. Piyasalarda, Türkiye'de kamu borçlarının sürdürülebilir olmadığı kanısı hakimdi. 2012 gibi nispeten sıkıntılı bir yılda dahi genel devlet bütçe açığının GSYH'ye oranının yüzde 1,6 olarak gerçekleşmesini bekliyoruz. Bu oran, yıl sonu için tahmin edilen yüzde 5,3'lük OECD ortalamasının da üçte birinden azdır. Ayrıca, bütçe açığının GSYH'ye oranını önümüzdeki dönemde azaltmaya devam ederek 2015 yılında yüzde 0,9'a indirmeyi hedefliyoruz.''

2002 yılında yüzde 61,5 olan kamu net borç stokunun GSYH'ye oranının 2012 yılı sonunda yaklaşık yüzde 20'ye düşeceğinin altını çizen Şimşek, diğer yandan, uluslararası piyasalarda borç alan ülke olmaktan çıkıp net borç veren ülke haline gelindiğini dile getirdi.


BANKACILIK SEKTÖRÜ

Türkiye ekonomisinin temel güç ve dayanıklılık alanlarından birinin de sağlam bankacılık sektörü olduğunu belirten Şimşek, sektörde ortaya konulan başarılı uygulamalar sayesinde küresel kriz ve sonrası dönemde Türkiye'nin güçlü çıkışını destekleyen önemli unsurlardan biri haline geldiğini ifade etti.


''MALİ DENGELERİMİZ VE KAMU BORÇ DİNAMİKLERİ GÜÇLÜ YAPISINI KORUMAKTADIR''

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2013 yılı bütçesinin, reel ekonomiyi destekleyen, toplumsal refahı artırmayı amaçlayan, her kesimi gözeten, vatandaşın bütçesi olduğunu belirtti. Şimşek, bütçe açığındaki sapmaya rağmen mali dengeler ve kamu borç dinamiklerinin güçlü yapısını koruduğunu söyledi.

Şimşek, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, 2012 yılı merkezi yönetim bütçesi yıl sonu gerçekleşme tahminleri hakkında bilgi verdi.

Şimşek, 2012 sonunda, bütçe giderlerinin 362.7 milyar lira, bütçe gelirlerinin 329.2 milyar lira, bütçe açığının 33.5 milyar lira, faiz dışı fazlanın 15.5 milyar lira olarak gerçekleşeceğini tahmin ettiklerini bildirdi.

GSYH'ye oran olarak ise bütçe giderlerinin yüzde 25.3, bütçe gelirlerinin yüzde 22.9, bütçe açığının yüzde 2.3, faiz dışı fazlanın yüzde 1.1 olarak gerçekleşeceğini öngördüklerini vurgulayan Şimşek, ''Buna göre 2012'de bütçe açığının GSYH'ye oranı geçen yıl bütçe ve OVP'de öngördüğümüz oranın yaklaşık 0.8 puan üzerinde gerçekleşecektir'' dedi.

Şimşek, bu yıl bütçe açığının öngörülenin üstünde gerçekleşmesinin, temel olarak harcamalardaki artıştan kaynaklanacağına işaret ederek, 2012 yıl sonunda, merkezi yönetim bütçe giderlerinin 362.7 milyar lira ile başlangıç ödeneğine göre yüzde 3.3 oranında 11.7 milyar lira daha yüksek gerçekleşmesini beklediklerini söyledi. Şimşek, yıl sonunda bütçe giderlerinin başlangıç ödeneğine göre daha yüksek gerçekleşecek olmasında sermaye giderleri, mal ve hizmet alım giderleri, personel giderleri ve sermaye transferlerindeki artışın etkili olduğunu ifade etti.

Bu yıl bütçe gelirlerinin 329.2 milyar lira, vergi gelirlerinin ise 278.8 milyar lira ile bütçe hedefleri doğrultusunda gerçeklemesini öngördüklerini vurgulayan Şimşek, ''Küresel ekonomideki yavaşlama ile Türkiye ekonomisindeki iç talep dinamiklerini göz önüne alırsak, gelirlerin beklenen seviyede gerçekleşecek olması bir başarıdır. Zira bu yıl küresel gelişmelere bağlı olarak beklentilerin bozulması, iç talebin yılın ilk yarısında yüzde 0.5 daralmasına yol açmıştır'' dedi.


ÖZELLEŞTİRME GELİRLERİ

Şimşek, iç talepteki daralmanın, yılın ilk üç çeyreğinde, özellikle tüketime bağlı vergi gelirlerini olumsuz etkilediğini, yılın ilk 9 ayında ÖTV yüzde 7.5, dahilde alınan KDV'nin ise sadece yüzde 2.7 arttığına işaret etti.

Özelleştirme gelirlerinin, yılın ilk 9 ayında 1.7 milyar lira ile bütçe hedefi olan 10.4 milyar liranın oldukça altında kaldığını anlatan Şimşek, bunun, ihaleyi kazanan firmaların finansman sıkıntısından kaynaklandığını kaydetti. Şimşek, ''Zira 2012 yılı için bütçede özelleştirme hedefini belirlerken elimizde 10 milyar dolarlık tamamlanmış ihale vardı. Bu nedenle 2013 yılı için özelleştirme gelir beklentimizi 4 milyar TL olarak belirledik'' diye konuştu.


BÜTÇE BÜYÜKLÜKLERİ

Bakan Şimşek, bütçe açığındaki sapmaya rağmen mali dengeleri ve kamu borç dinamiklerinin güçlü yapısını koruduğunu dile getirerek, özellikle kamu borç stokundaki aşağı yönlü trendin devam etmesinin anlamlı olduğunu söyledi.

Orta Vadeli Program ve Mali Planı zamanında açıklayamadıklarını anımsatan Şimşek, bunda bahanelerinin bulunmadığını belirterek, komisyondan özür diledi.

Şimşek, 2013 Yılı Bütçesi'ni, ''mali disiplini ve makroekonomik istikrarı korumayı amaçlayan, büyümeyi ve istihdamı destekleyen, toplumsal refahı gözeten, ekonominin verimliliğini ve üretken yapısını destekleyen, yatırımları teşvik eden, altyapıya öncelik veren, sağlık, eğitim ve sosyal nitelikli harcamalara ağırlık veren, toplumun yaşam kalitesini yükseltmeyi amaçlayan'' bir bütçe olarak tanımladı.

2013 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi'nin büyüklüklerini ise Şimşek, şöyle açıkladı:

''Bütçe Giderleri 404 milyar TL, faiz hariç giderler 351 milyar TL, bütçe gelirleri 370.1 milyar TL,vergi gelirleri 317.9 milyar TL, bütçe açığı 33.9 milyar TL, faiz dışı fazla 19.1 milyar TL.

GSYH'ye oran olarak ise bütçe giderlerinin yüzde 25.7, faiz hariç giderlerin yüzde 22.3, bütçe gelirlerinin yüzde 23.6, vergi gelirlerinin yüzde 20.2, bütçe açığının yüzde 2.2, faiz dışı fazlanın yüzde 1.2 olarak gerçekleşeceğini öngörüyoruz.

2013 yılı bütçesini hazırlarken baz aldığımız temel makroekonomik veriler şunlardır:

GSYH Büyüklüğü 1 trilyon 571 milyar TL, ithalat (CIF) 253 milyar dolar, ihracat (FOB) 158 milyar dolar, büyüme oranı yüzde 4, deflatör yüzde 5.3, TÜFE yıl sonu yüzde 5.3.''


2013 BÜTÇE GELİRLERİ

Maliye Bakanı Şimşek, büyüme, büyümenin kompozisyonu ve deflatör tahminleri ile 2012'de alınan tedbirler birlikte değerlendirildiğinde gelir tahminlerinin gerçekçi olduğunun görüldüğünü ifade etti.

2013 yılında harcama programlarının, verimlilik artışı sağlamak amacıyla gözden geçirileceğini vurgulayan Şimşek, bu amaçla idari bir mekanizma oluşturulacağını kaydetti.

Şimşek, 2012 yıl sonu gerçekleşme tahminlerine kıyasla 2013 yılı bütçesinde bütçe giderlerinin yüzde 11.4, faiz hariç giderlerinin yüzde 11.9, bütçe gelirlerinin yüzde 12.4, vergi gelirlerinin yüzde 14 oranında artacağını bildirdi.

Şimşek, 2013 yılı bütçesinin ekonomik sınıflandırmaya göre dağılımında, personel giderlerinin 97.2 milyar TL, sosyal güvenlik kurumlarına devlet primi giderlerinin 16.8 milyar TL, mal ve hizmet alım giderlerinin 33.4 milyar TL, faiz giderlerinin 53 milyar TL, cari transferlerin 151.3 milyar TL, sermaye giderlerinin 33.5 milyar TL, sermaye transferlerinin 5.1 milyar TL, borç vermenin 11.1 milyar TL, yedek ödeneklerin 2.5 milyar TL olduğunu belirtti.

Maliye Bakanı Şimşek, sözlerini, ''2013 yılı merkezi yönetim bütçe gelirlerinin şu şekilde gerçekleşmesini bekliyoruz: Bütçe gelirleri 370.1 milyar TL, vergi gelirleri 317.9 milyar TL, vergi dışı gelirler 52.2 milyar TL. 2013 yılı merkezi yönetim bütçe vergi gelirlerinin alt kalemlerini ise şu şekilde öngördük: Gelir Vergisi 63 milyar TL, Kurumlar Vergisi 29 milyar TL, ÖTV 83 milyar TL, dahilde alınan KDV 36 milyar TL, ithalatta alınan KDV 61 milyar TL'' diye sürdürdü.


''METRO İNŞAATLARI İÇİN 1.2 MİLYARLIK ÖDENEK''

En fazla payı eğitime ayırdıklarını, 2013'te eğitime ayrılan kaynağı yüzde 20.7 oranında artırarak 68.1 milyar liraya çıkardıklarını ifade eden Şimşek, bu rakamın, toplam bütçe giderlerinin yaklaşık yüzde 17'sini oluşturduğunu anlattı.

Eğitim ve öğretimde fırsat eşitliğini sağlamak ve okullardaki teknolojiyi iyileştirmek amacıyla uygulamaya konulan FATİH Projesi'ne 2013 yılında da devam edeceklerini belirten Şimşek, 2012'de bu proje için bütçeden ayırdıkları 803 milyon lirayı 2013'te yüzde 72 artırarak 1.4 milyar liraya çıkarttıklarını bildirdi.

Şimşek, 2013'te kamu sağlık harcamaları için Sosyal Güvenlik Kurumu ve merkezi yönetim bütçesinde 67.9 milyar lira kaynak öngördüklerini, bu rakamın, 2012 yılına göre yüzde 11.1 oranında bir artışı ifade ettiğini söyledi.

2013 yılı bütçesiyle reel kesimi desteklemeye devam ettiklerini dile getiren Şimşek, esnaf kredi faiz desteği, tarımsal kredi faiz desteği, ihracat desteği, KOBİ destekleri, teşvik ödemeleri ve işveren prim desteği için ayırdıkları kaynağı yüzde 23.3 oranında artırarak 10.2 milyar liraya yükselttiklerini kaydetti.

Şimşek, sağladıkları doğrudan ve dolaylı desteklerle 2002'de 23.7 milyar dolar olan tarımsal GSYH'nin, 2011'de 61.8 milyar dolara ulaştığını vurguladı. Şimşek, Türkiye'nin, tarımsal büyüklük itibarıyla dünyanın yedinci, Avrupa'nın ise birinci ülkesi olduğunu belirtti.

Yatırımlara daha fazla kaynak ayırdıklarını ifade eden Şimşek, eğitim yatırımlarına yüzde 34'lük artışla 8 milyar TL, TCDD ulaştırma yatırımlarına yüzde 14'lük artışla 4.7 milyar TL, enerji yatırımlarına yüzde 23'lük artışla 2.4 milyar TL, sağlık yatırımlarına yüzde 30'luk artışla 2.2 milyar TL, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı'nın demiryolu yatırımlarına yüzde 54'lük artışla 2.2 milyar TL, adalet yatırımlarına yüzde 51'lik artışla 1.1 milyar TL, havayolu ulaştırma yatırımlarına yüzde 366'lık artışla 646 milyon TL kaynak tahsis ettiklerini kaydetti.

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı'nca Ankara ve İstanbul metro inşaatlarının yapımının sürdürüldüğüne işaret eden Şimşek, 7.3 milyar lira tutarındaki projeler için 2013 yılında 1.2 milyar TL ödenek ayırdıklarını bildirdi.


''GELİR VERGİSİ KANUNU ÇALIŞMALARINI TAMAMLADIK''

Şimşek, çalışanlar ve emeklileri enflasyona ezdirmediklerini, sosyal güvenlik sisteminine kaynak aktarmaya devam ettiklerini, yaşlı, engelli, fakir, kimsesizler, çocuklar ve kadınlara daha fazla kaynak ayırdıklarını, 2013 yılı bütçesinde Ar-Ge projelerini desteklemeyi sürdürdüklerini, yerel yönetimleri mali açıdan güçlendirdiklerini anlattı.

Bakan Şimşek, şöyle konuştu:

''2013 yılı merkezi yönetim bütçesi, ülkemizin dört bir tarafına ihtiyaç duyduğu yatırımı götüren, eğitim ve sağlığı önceliklendiren, reel ekonomiyi destekleyen, ekonomik ve sosyal kalkınmaya odaklanmış, toplumsal refahı artırmayı amaçlayan, ekonomik ve mali istikrarı gözeten bir bütçedir. Bu bütçe her kesimi gözeten bir bütçedir, vatandaşımızın bütçesidir.

Gelir politikalarını, ekonomik istikrarın sürdürülmesi amacıyla mali disiplini esas alan bir yaklaşımla; istihdam ve yatırımları teşvik edecek, yurtiçi tasarrufları artıracak, bölgesel gelişmişlik farklarını azaltacak, ekonomiye rekabet gücü kazandıracak şekilde yürütüyoruz ve yürütmeye devam edeceğiz. Bu kapsamda; vergi sistemini etkinlik, basitlik ve verimlilik ilkeleri doğrultusunda gözden geçirme çalışmalarına devam ediyoruz. Maliye Bakanlığı olarak Gelir Vergisi Kanunu çalışmalarını tamamladık ve Ekonomi Koordinasyon Kurulu'na sunduk. Bu Kanun ile birçok yenilik getiriyoruz. Kanunun sistematiğini bütünlük, anlaşılırlık ve sadelik sağlayacak şekilde değiştiriyoruz. Pek çok ortak hüküm içeren gelir ve kurumlar vergisini tek bir kanunda birleştirerek, madde sayısını 276'dan 94'e indiriyoruz. İstisna ve muafiyetlerin kapsamını daraltarak vergi tabanını genişletici adımlar atıyoruz. Beyannameye dayalı vergilemeyi genişletiyoruz. Vergi güvenliği ve vergiye uyumu güçlendirici adımlar atıyoruz. Yatırım, üretim ve istihdamı teşvik ediyoruz. Sosyal politikalarla uyumlu düzenlemeler yapıyoruz. Vergi Usul Kanunu'nu yeniden yazıyoruz; sade, anlaşılır, adil ve uygulanabilir bir şekilde hazırlamaya devam ediyoruz. Vergi adaletini iyileştirmeye yönelik düzenlemeler yapıyoruz. Konut teslimlerinde uygulanan KDV oranlarının gözden geçirilmesine ilişkin çalışmalarımızda son aşamaya geldik.''


''DOLAYLI VERGİLERİN TOPLAM VERGİ GELİRLERİ İÇİNDEKİ PAYI YÜKSEK''

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2011 yılında bütçe giderlerinin 314,6 milyar lira, bütçe gelirlerinin 296,8 milyar lira, bütçe açığının 17,8 milyar lira olarak gerçekleştiğini bildirdi.

Bakan Şimşek, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda yaptığı 88 sayfalık sunumda, küresel ekonomik gelişmeler, Türkiye ekonomisi, 2011 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı, 2012 Yılı Merkezi Yönetim Bütçesi Yıl Sonu Gerçekleşme Tahmini ve 2013 Yılı Merkezi Bütçe Kanun Tasarısı hakkında bilgi verdi.

Türkiye'de dolaylı vergilerin, toplam vergi gelirleri içindeki payının yüzde 47,7 ile nispeten yüksek olduğunu belirten Bakan Şimşek, ''Türkiye'de vergi yapısına dair bir eleştiriyi kabul etmek gerekirse, o da dolaylı vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payının yüksek olduğudur'' dedi.

Burada asıl üzerinde durulması gereken konunun, dolaylı vergilerin yüksekliğinden çok dolaysız vergilerin yeterli düzeyde olmamasından kaynaklandığına dikkati çeken Şimşek, aslında OECD sınıflandırmasına göre Türkiye'de dolaysız vergilerin GSYH içindeki payının yüzde 13,5 olduğunu ve oranın yüzde 22,8'lik OECD ortalamasının 9,3 puan altında bulunduğunu söyledi. Şimşek, uzun vadede amaçlarının vergi tabanını genişleterek dolaysız vergilerin toplam vergi gelirleri içindeki payını artırmak olduğunu dile getirdi.



KAYIT DIŞILIKLA MÜCADELEDE

Vergi tabanını genişletme çabalarının merkezinde kayıt dışı ile mücadelenin yer aldığını anlatan Şimşek, kayıt dışılığın Türkiye'nin en önemli sorunlarından biri olduğunu ve kayıt dışıyla mücadelenin, terörle mücadele kadar önem arzettiğini vurguladı.

Bakan Şimşek, kayıtdışı ile mücadele kapsamında atılan ve atılacak adımlarla ilgili şu bilgileri verdi:

''SGK bünyesinde sosyal güvenlik risk analizi merkezini kurduk. Kayıt dışı istihdam ile mücadele kapsamında SGK denetim elemanı sayısını 700'den bin 300'e çıkardık. Yıl sonuna kadar bu sayıyı bin 500'e çıkaracağız. İşyeri elektronik denetim defteri ve elektronik sicil merkezini oluşturduk. Kayıt dışılığın yoğun olduğu inşaat sektöründeki aktörlerin faaliyetlerini elektronik sistemler ile yakından izliyoruz. Akaryakıt, tütün ve alkollü içkilerde kayıt dışılığı azaltıyoruz. Bandrollü Ürün İzleme Sistemi ile tütün mamulleri ve alkollü içkilerdeki kaçakçılıkla mücadelede etkinliği artırdık. 10 numaralı yağ olarak bilinen ve kaçak akaryakıt olarak kullanılan ürünlerde vergi oranlarını artırdık. Vergi tecil ve terkini uygulamasına son verip vergi iadesi sistemine geçtik. Araçların ithalat veya imalat ile nihai tüketiciye satış aşamalarını takip ediyoruz. Kayıt dışı işyerlerinin kayıt altına alınmasına yönelik olarak doğalgaz, elektrik ve su verilerinden yararlanacağız. İşyerleri için elektrik, su ve doğal gaz aboneliği sırasında mükellefiyet kaydının aranmasını şart koşacağız. Banka POS cihazları ile yazarkasaları uyumlu hale getiriyoruz. Bu sayede POS'dan geçen her alışverişin fişi otomatik olarak kesilecek. Kozmetik ürünlerde takip sistemini hayata geçiriyoruz. Hal Kayıt Sistemi ile Serbest Bölgelerde Bilgisayar Uygulama Programı'nı tamamlayacağız. Vergi denetim kapasitesini güçlendiriyoruz. Elektronik denetim ve teftiş sistemlerini uygulamaya koyduk. Risk esaslı yaklaşım ile yüksek riskli alanlarda denetimleri artırdık. Vergi müfettişi sayısını artırıyoruz. Proaktif çalışmalarla vergi tabanını genişletiyoruz

Önemli proaktif projelerimizden biri de 'Önceden Hazırlanmış Kira Beyanname Sistemi'dir. Bu yıl ilk kez, kira geliri elde eden mükelleflerimize beyannamelerini önceden hazırlayıp gönderdik, 370 bin yeni GMSİ mükellefi kazandık. Hazırladığımız yazılımlar sayesinde e-ticaret faaliyetlerini yakından takip edeceğiz. Elektronik Öndenetim Sistemini hayata geçiriyoruz. Böylece mükellefin vergiye tabi faaliyetlerini, eğitimli personel ile mobil teknolojiler kullanarak yerinde tespit edeceğiz.''


YENİ TEŞVİK SİSTEMİ

Bu yıl uygulamaya konulan yeni teşvik sistemi hakkında da bilgi veren Şimşek, bu kapsamda; 6. Bölge'de gerçekleştirilecek yatırımlarda asgari ücret tutarı üzerindeki vergi ve prim yükünü kaldırdıklarını, sigorta primi işveren hissesini 12 yıla kadar devlet tarafından karşılandığını anımsattı.

Yatırım teşvik sisteminde ilk kez stratejik yatırımlara yer verdiklerini anlatan Şimşek, ''Bu yatırımlara KDV iadesi desteği sağladık. Yatırımlara yapıldıkları aşamada destek sağlayarak sürekli bir yatırım döngüsü oluşturmayı amaçladık. Yatırımcı üzerindeki faiz yükünün bütçe kaynaklarından karşılanan azami destek tutarını artırdık'' dedi.

Şimşek, yatırımları desteklemek, istihdamı artırmak amacıyla AK Parti hükümetleri döneminde kurumlar ve gelir vergisi yükünü azalttıklarını, 2002 yılında yüzde 65 olan kurum kazançları üzerindeki vergi yükünü yüzde 34'e indirdiklerini de hatırlattı.

İstihdam üzerindeki vergi yükünün de düşürüldüğünü anımsatan Şimşek, en yüksek vergi dilimine uygulan yüzde 49,5'lik vergi oranını yüzde 35'e, en düşük vergi dilimine uygulanan oranı ise yüzde 22'den yüzde 15'e indirildiğini, asgari geçim indirimi ile de 4 çocuklu bir asgari ücretlinin vergi yükünü yüzde 12,8'den sıfıra kadar çektiklerini söyledi.

Ücret üzerindeki vergi ve prim yükünün 2002 yılındaki yüzde 42,7 seviyesinden 2011 yılı için yüzde 36,3'e düşürdüklerini anlatan Şimşek, ancak bu oranın hala yüksek olduğunu ifade etti.


İSTANBUL'UN FİNANS MERKEZİ OLMASI

Bu sene İstanbul'un öncelikle bölgesel, nihai olarak da küresel finans merkezi olması yönünde çok önemli adımlar atıldığını kaydeden Şimşek, alternatif yatırım araçlarını geliştirmeye, sermaye piyasalarını derinleştirmeye yönelik düzenlemeler yaptıklarını bildirdi.

Yurtiçi tasarrufları artırmak amacıyla gelir politikası araçlarından yararlandıklarını belirten Maliye Bakanı Şimşek, ''Bu kapsamda, yurtiçi tasarrufları teşvik ederek, uzun vadeli sermaye birikimine katkı sağlamak amacıyla Bireysel Emeklilik Sistemi'ndeki katılımcıya doğrudan devlet desteği sunmaya başlıyoruz'' dedi. Şimşek, 1 Ocak 2013'ten itibaren bireysel emeklilik hesabına ödenen katkı paylarının yüzde 25'ine isabet eden tutarı katılımcıların hesabına aktarılacağını da söyledi.

Bakan Şimşek, tasarruf düzeyinin yükseltilebilmesi ve mevduatta vadenin uzatılabilmesi amacıyla mevduatta stopaj oranını vadeye göre farklılaştırma hususunda yasal düzenlemeyi yaptıklarını, bu çerçevede, mevduattaki tevkifat (kesinti) oranını vade uzadıkça düşürmeyi planladıklarını dile getirdi.

Bakan Şimşek, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda yaptığı sunumunda, son 10 yıldaki ekonomik istikrarı ve güçlü büyümeyi, sağladıkları siyasi istikrar, uyguladıkları doğru makro ekonomik politikalar ile kararlılıkla yürüttükleri yapısal reformlara borçlu olduklarını söyledi.

2012 yılında da reform niteliğinde olan çok önemli projelere imza attıklarını anlatan Şimşek, yurtiçi tasarrufları artırmaya, rekabet gücünü yükseltmeye, iş yapma ortamını iyileştirmeye yönelik birçok düzenlemeyi uygulamaya koyduklarını kaydetti.

Yeni yatırım teşvik sistemi ile Türkiye'yi küresel platformda daha yüksek seviyelere çıkaracak yatırımları teşvik ettiklerini ifade eden Maliye Bakanı, uluslararası rekabet gücünü artırma potansiyeline sahip, Ar-Ge içeriği yoğun, yüksek teknolojili ve katma değerli, stratejik önemi haiz yatırımlara öncelik verildiğini vurguladı.

Şimşek, ''Önümüzdeki süreçte de 2023 vizyonumuzla, küresel gelişmeleri çok yakından izlemeye devam ederek, mali disiplinden taviz vermeden gerekli tüm yapısal reformlara devam edeceğiz'' diye konuştu.


2011 YILI KESİN HESAP KANUNU TASARISI

2011 Yılı Kesin Hesap Kanunu Tasarısı hakkında da bilgi veren Şimşek, 2011 yılında bütçe giderlerinin 314,6 milyar, bütçe gelirlerinin 296,8 milyar, bütçe açığının 17,8 milyar, faiz dışı fazlanın da 24,4 milyar lira olarak gerçekleştiğini bildirdi.

Haberi Paylaşın:

sizde yorum yapın SESİNİZİ DUYURUN


ÖNEMLİ NOT : Bu sayfalarda yayınlanan yorumlar okuyucuların kendilerine ait görüşleridir. Yazılan yorumlardan gazetedenge.com hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

YORUMLAR

Bu habere henüz yorum yapylmamış. İlk yorum yapan siz olun.

Sporda Öne Çıkanlar

Teknoloji Haberleri